DUYURULAR :
  • “ Modoko Life yeni sayısı yayında! Tükenmeden hemen almanızı öneririz. “
  • “ Modoko Life Exclusive D&R'da... “
  • “ Ve Dergimiz 3 Yaşında! “
GERİ DÖN

Yaşar Kemal' e Veda...

Fransa' nın Bir Köyünde Bile Kitaplarına Ulaşabileceğiniz Dev Çınarı, Unutmayacağız...
 
 
Akciğer Enfeksiyonu ve kalp ritm bozukluğu sebebiyle 14 Ocak'ta İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan ve yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Yaşar Kemal, artık yaşamını yitirdi. Onbinlerce okuru ve yurttaşı ile birlikte adım adım, son yolculuğuna uğurladık büyük çınarı. Onu çok seven, anılarına doyamadığımız sanatçı ve basın dünyasının önde gelen isimlerinden, Yaşar Kemal hakkındaki görüşlerini sizler için derledik…
 
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yaşar Kemal'in asıl adı Kemal Sadık Gökçeli.
 
Van Gölü’ne yakın Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan ailesinin Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali yüzünden uzun bir göç süreci sonunda yerleştiği Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyünde 1923’te doğdu.
Doğum yılı bazı biyografilerde 1923 olarak geçer. Ortaokulu son sınıf öğrencisiyken terk ettikten sonra ırgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü ve çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.
 
1940’lı yılların başlarında Pertev Naili Boratav, Abidin Dino ve Arif Dino gibi sol eğilimli sanatçı ve yazarlarla ilişki kurdu; 17 yaşındayken siyasi nedenlerle ilk tutukluluk deneyimini yaşadı.
 
1943’te bir folklor derlemesi olan ilk kitabı Ağıtlar’ı yayımladı. Askerliğini yaptıktan sonra 1946’da gittiği İstanbul’da Fransızlara ait Havagazı Şirketi’nde gaz kontrol memuru olarak çalıştı.
 
1948’de Kadirli’ye döndü, bir süre yine çeltik tarlalarında kontrolörlük, daha sonra arzuhalcilik yaptı. 1950’de Komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklandı, Kozan cezaevinde yattı.
 
1951’de salıverildikten sonra İstanbul’a gitti, 1951-63 arasında Cumhuriyet gazetesinde Yaşar Kemal imzası ile fıkra ve röportaj yazarı olarak çalıştı.
 
Bu arada 1952’de ilk öykü kitabı Sarı Sıcak’ı, 1955’te ise bugüne dek kırktan fazla dile çevrilen romanı İnce Memed’i yayımladı.
 
1962’de girdiği Türkiye İşçi Partisi’nde genel yönetim kurulu üyeliği, merkez yürütme kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.
 
 
1973’te Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kuruluşuna katıldı ve 1974-75 arasında ilk genel başkanlığını üstlendi.
 
1988’de kurulan PEN Yazarlar Derneği’nin de ilk başkanı oldu.
 
1995’te Der Spiegel’deki bir yazısı nedeniyle İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı, aklandı.
 
Aynı yıl bu kez Index on Censorhip’teki yazısı nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edildiyse de cezası ertelendi.
  
Şaşırtıcı imgelemi, insan ruhunun derinliklerini kavrayışı, anlatımının şiirselliğiyle yalnızca Türk romanının değil dünya edebiyatının da önde gelen isimlerinden biri olan Yaşar Kemal’in yapıtları kırkı aşkın dile çevrilmiştir.
 
 
Anadolu'nun o destansı, epik bütün her detayını yansıtmıştı. Kendi dünyasını yansıtsa da gerçeklikleri de göz önüne serdi. Bugün, Türkiye'nin en önemli sorunu olan ulusallaşma sürecinde çok ciddi katkıları oldu. Bir arada demokratik bir ortamda yaşamanın, hakkıyla yaşamanın yollarını o romanlarında anlattı ve iç içe olduğumuzu bütün destanlarıyla bize devretti. Anadolu'yu hakikaten hala herkes okuyabiliyor. Çakır Dikenleri’nden tutunda tüm öykü ve romanlarıyla yaşatmaya da devam edecek. Kendisini her zaman yenileyen biriydi. Dünya çapında bir yazardı. Unutmayacağız, unutturmayacağız!
 
Diş Hekimi Milletvekili Kadir Gökmen ÖĞÜT
 
 
Yaşar Kemal öncelikle kendi yaşamının içinden yazmaya başlamış bir yazardı. En önemli özelliği buydu. Yazmaya çok erken yaşta başlamıştı. Böyle bir yeteneği olduğunu keşfediyor ve her şeyden önce bu fikre tutkuyla bağlanmıştı. Düşünün ki böyle bir insan, Türkiye koşullarında eğitimi yeterli bile değilken, Cumhuriyet’in röportaj yazarı oluyor ve derhal keşfediliyor. O zamanlar bir röportaj yazmak o kadar önemli iştir ki, kalitesi vs çok iddialı bir işti. Çünkü röportaj demek insana ulaşmak demektir. İnsanı anlatmak, yöreyi anlatmak demektir. Öykü ve romana geçişin ilk adımlarıdır. Yaşar abi bunun içinden çekirdeğinden gelen bir insandı. Yaşamına gelince; günlük yaşamına ve gündelik yaşamına çok şahit oldum. Yakından tanıdım onu. Her kesimden, her yaştan insanla çok rahat iletişim kurabiliyordu.  Ben gazeteciliğe 20 yaşında başladım ve o zamanlar bile Yaşar abi ünlü bir markaydı. Hem kitaplarıyla, hem gazete yazılarıyla çok değerli işler yaptı. İlk günden beri de can arkadaştık. Davranışları o kadar doğaldı ki, o zaman anlamını çok bilmediğim şimdi çok önemsediğim kardeşlik olgusunu bana kazandırdı. Yugoslavya’dan göç ile ilgili bir kitabı vardı ve ben o kitabı okuduğumda, kardeşlik olgusunu dimağıma kazımıştı o hikayelerle. Karadenizli ile Karadenizli, Balkanla Balkan, herkesle aynı dili konuşabiliyordu. Herkes onun kardeşi, herkes onun arkadaşı olabilirdi. Her ırk, her din, her kimlikle iletişim kurabildi. Ne yazık ki 70ler sonrası Türkiye’si, dünya ile paralel olarak bazı değerler kaybetti. O dönemde insani değerleri olan yazarlar, kitleler tarafından anlaşılmadı. Niçin Güney Amerika’dan dünyaca ünlü yazarlar çıkıyor. Çünkü o ülkelerde de durum aynı. Kendi ülkesinin yaşam biçiminde dışlanmışlıklar o kadar ağır basıyor ki, insanlar bunu işliyor hikayelerinde. Bir kaos var ortamda ve yalnızca sıkıntı İslam dünyasında değil. Böylesine bir ortamda umarım yeni kuşaklar bu tanımadıkları yazarı daha çok tanırlar. Kardeşliği tanımak için okumak gerekir.  Kendisiyle ilgili bir anımı paylaşmak isterim. Bizim bir basın plajımız vardı. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün hemen yanında ve sadece gazetecilere ait bir plajdı. Orada sık sık vakit geçirirdik. Diyelim ki bir kitap yazacak. Biri yürüdüğü zaman hemen koşar, o kişinin koluna girer ve kahramanlarını o kişiye gerçekmiş gibi anlatırdı. O an tepkiyi almak isterdi. O karakterlere ulaşılacak mı diye. Yazarlık bu kadar basit bir iş değil çünkü. İşte Yaşar Kemal bu nedenle kalıcı oldu.
 
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Şükran Soner
 
Türkiye olarak bize çok büyük bir miras bıraktı. Büyük üstadımızı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. İnşallah gözü geride kalmayacaktır. Kitaplarını özellikle de yeni nesillerin okuması şarttır. Özellikle de İnce Memed'i... Bütün dünyanın başı sağolsun. 
 
Kahtalı Mıçı
 
Çok yakın arkadaştık. Her günü yaşadık. Acıyı da, mutluluğu da birlikte tattık. Birlikte çok sıkıntı da çektik, güldük de. Başka bir şeydi onunla yaşadıklarım. Hiçbir zaman unutmayacağım onu.
 
Eşber Yağmurdereli
SOSYAL MEDYA
DİĞER HABERLER
GELECEK SAYIDA
Yukarı Dudullu Mah. Modoko Mobilyacılar Sitesi - Ümraniye/İSTANBUL
2015 © Copyright © Modoko. Tüm hakkı saklıdır. Materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.