DUYURULAR :
  • “ Modoko Life yeni sayısı yayında! Tükenmeden hemen almanızı öneririz. “
  • “ Modoko Life Exclusive D&R'da... “
  • “ Ve Dergimiz 3 Yaşında! “
GERİ DÖN

Wilco'nun Sıcacık Tasarlanmış Ev Dekorasyonu

Hollanda’da nasıl bir yaşamın vardı ve nasıl karar verdin İstanbul’da yaşamaya?

Hollanda'da o kadar değişik işler yaptım ki, 15 yaşımdan itibaren farklı işlerde çalıştım. Mesela manavda, kasapta, süt fabrikasında çalıştım. Bahçıvanlık yaptım. Çevreci olarak çalıştım. Bizim çevremizde özel ağaçlar vardı, her üç senede bir kesmek gerekiyordu. Böylelikle daha iyi büyüyor ve sağlam oluyor. Doğanın tam ortasında çalışıyorsun. Heyecanlı ve çok güzel bir işti. Aktivizm benim için önemli. Aşçı olarak senelerce çalıştım ve babamdan öğrendiğim bir meslekti.  Sonra o işten sıkıldım ve yanımda fotoğraf makinem olduğu için arkadaşlarım “sen neden fotoğrafçı olmuyorsun” dediler. Önce düğün fotoğrafçısı olarak işe başladım, sonrasında bağımsız oldum. “Acaba Türkiye'ye gidip orada yaşayabilir miyim” dedim. Çünkü gezip görmek çok güzeldi benim için. Turist olmakla, yaşamak arasında çok fark var.

 

Bir gezginin tasarım anlayışı nasıldır? Gezen bir insanın evinin içindeki detayları da merak ediyorum.

Ahşap oymalar antikalar ilgi alanıma giriyor. Anneannemin teyzeme verdiği ilk hediyeleri saklıyorum. Holanda'dan getirdim. Çünkü benim için çok değerli. Dedemin çok ince işçilikleri vardır. Bizim genetiğimizde mi var bilmiyorum. Hep resimle sanatla ilgiliydim.

Nasıl aklına düştü Türkiye?

Afrika’da yaşadığım süreçte “Türkiye'de yaşabilir miyim” diye bir düşüncem yoktu. Hollanda'dayken böyle bir şeyi düşünmüştüm ama. Türkçeyi hiç bilmiyordum, bir kelime bile. Benim buradaki ilk sevgilim bana çevreyi tanıttı ve televizyoncu bir bayandı. Şu anda ikinci evliliğimi yaptım ve Gonca eşim. Evet belki buraya ilk geldiğimde sevgilimin elbette bana katkısı çok oldu ama Gonca ile evlendikten sonra anladım ki o bana hayatı gösterdi. Bir hayatı paylaştı. Her şey çok yolunda gitti.

Wilco senin ünlü bir cümlen var. “Burası İnanılmaz Güzel ya”

Gezip gördüğün yörelerde ya da şehirlerde, etkisinden çıkamadığın yerler nereleriydi?

“Burası inanılmaz güzel yaaaaaa!” dediğim çoktur evet. Bir defasında Sarı Keçeler ve yörüklerin hayatını çektim. Orası inanılmazdı. Konya'da eşekleriyle, koyunlarıyla bazen de develeriyle gezen bazı toplulukları çektim. Mesela bir kadın gördüm orada. Aile olarak geziyorlar orada. Yaşı en fazla 21 olan ve 9 aylık hamile bir kadındı. Bu kadın çalışıyor, ekmek yapıyor ve keçileri sağıyor. Dedim ki “sen canım ne zamana kadar çalışacaksın?

 “Dedi “doğuma kadar çalışacağım.”  “E peki ne zaman işe başlayacaksın?” “Hemen doğumun ertesi günü dedi.”  Soğuk, sert bir hava ve zor koşullarda çalışıyorlar. 6 ay böyle yaşamaya eyvallah dedim. Kimse evde kalmak istemiyor ve çadır yapıp orada yaşıyorlar. Proje olarak böyle bir hayat yaşayabilirim. Yani belirli bir süre.  Ama yaşamak olarak çok zor çok farklı.

Senin için hippi bir gezgin diyebilir miyiz?

Hippilik var içimde evet. Özgür ruhum var. Bu hippilik midir, bilmiyorum. Belli bir süre hippi olarak yaşadım Afrika'da. Tam bir Hippi'nin hayatını yaşadım. Queen bir şarkı yapmıştı; Bohemian Rhapsody” özgürlük seven insanları anlatıyordu o şarkı. Kendi yaşam standartlarını kendi kontrol edebilmek önemli ama geleneksellik de, oryantalist bir anlayış da önemlidir.  Denge bulmak lazım.

Bir süre gezmesem içim kan ağlıyor. İstersen her ülkede çok güzel şeyler bulup yapabiliyorsun. O nedenle Türkiye acayip renkli bir ülke. Çünkü o kadar farklı şeyler var ki. Tarih, din, yemek, kültür, doğa, insan olarak yani her şey…

Hollandayı özlüyor musun?

Hollanda küçük bir ülke. Orada da farklı şeyler yapabilirsin ama Türkiye gibi o kadar tarih yok mesela. Göbekli Tepe gibi bir yer kaç tane vardır dünyada?  

Gitmediğin nereler kaldı?

Ha! Merak ediyor muyum başka ülkeleri? Evet. Güney Amerika'ya gitmek istiyorum. O inkaların yaşamlarını, Mayaları,  Astekleri çok merak ediyorum. Onların kalıntılarını görmek istiyorum.

Nereleri gezdin bugüne kadar?

Namibya, Angola, Zambiya, Singapur, Suriye, Lübnan, Ürdün Kazakistan, Kırgızistan, Gürcistan, Türkmenistan, Ukrayna, Azerbaycan, Ermenistan, İsrail sonra tabii ki Avrupa ülkelerinin hepsini. Örneğin duygusal olarak İtalyanlar farklılar. Konuşurlar böyle heyecanlı. Mesela estetik bakımından büyük bir fark var bence. Orada kadınların giydiği giysiler, mobilya ve dizayn muhteşem. Şehir hayatını yaşadım ve çok sevdim ama artık yeter diyorum. Senelerce bekar hayatı yaşadım. Cihangir'de, Gümüşsuyu'nda, Çukurcuma'da oturdum. Çok az İstiklal Caddesi'nde yürüdüm. Çünkü ben hep o arka sokaklarda gezdim. Orada çok daha güzel bir ruh var. Aşağı yukarı 6 senedir burada yaşıyorum ve 10 yıl önceki Beyoğlu'nun duygusu ile şimdikininki çok farklı. O otantik Beyoğlu duygusunu azıcık yaşadım. 1994'te bir arabayla Türkiye'ye geldik, biz o zaman Galata'da kaldık. o 1994'teki Galata'yla 1997'deki tam bir halk yeriydi. Ne biliyim; dışarıda çamaşırlar iplerde, bir binadan diğerine asılan çamaşırlar…Yani çok çok güzeldi. Şimdi o ruh gitti. Hala da güzel yerler var. Balat, Fener, Kuzguncuk gibi… Çok enteresan bir yer.

İstanbul’da en çok nereleri seviyorsun?

Fatih mesela; orada Suriyeliler'i çektik ve o bölgede dolaştık. Eski camiler, medreseler, hanlar…

Aynı zamanda  mutfak işlerinde de çok becerikli olduğunu biliyoruz.

Başlangıçta 15 yaşındayken elma, armut şarabı da yaptım. Babam geliyordu ve kontrol ediyordu olmuş ya da olmamış diye.

Tabi bu hünerleri, programı çekerken ve karavanla gezerken kullandım.

Çevreyle ve doğanın nimetlerini çok seviyorum. Deniz salyangozları vardır onları Bizans döneminde kumaş boyası olarak kullanırlardı. O boyaları yapmak için en az 100 tane salyangoz toplamanız gerekir. Çekim sırasında denedim ve oldu. Programda çoğu kez yaptıklarımı ilk kez yaptığım da oluyordu.

Zaman zaman sıkıldığın, ya da tamam artık gitme vakti dediğin olmadı mı hiç?

Türkiye'de hiç bir zaman “bu ne ya” falan dediğim olmadı. Muhteşem şeyler gördük, yaşadık tabii ki. Çadırda çekim yapacağız örneğin ve gece gidip dönüyoruz. Oradaki kurtların gözleri açılıp parlıyor. Yani muhteşem bir şey burada doğayı yaşamak. Kötü hikaye hiç yok.

Davranışlar da önemli. Sen bir insana önyargıyla yaklaşıyorsan o zaman o insan hemen etkileniyor ve sertleşiyor. Ama burada yok öyle bir durum olmadı. Gayet açık açık konuşup sohbet de edebiliyoruz. Bir gün bir röportajda okudum internette.

Galiba Holandalılar Rusya'ya gitmiş ve gezmişler. Sonrasında Türkiye'den dönmek istiyorlardı ama dönemediler. Neden dönemediler? Çünkü Türkiye tehlikeli bir ülke diye yazmışlar.

Yani sen orda rahat rahat gezebiliyor musun diye yazıyordu. Motor karavanı ile ne yapabiliyorsun? gibi sorular sordular.

Çok kızdım, internette okudum ve şöyle yazdım, ''Sen nasıl bir adamsın?'' Çünkü bana göre Türkiye bir gezgin adam için o kadar çok muhteşem ki. Yani motor karavanı ile bir köyden bir köye özgürce gezebiliyorsun. Holanda'da herhangi bir yerde, bir otoparka kolay kolay park edip konaklayamazsın. Türkiye'de ise bir köye gidin, muhtara sorun, ''Ya muhtar ben burada konaklamak istiyorum, olur mu?'' diye; ''Elbette olur'' diyor.

Eviniz muhteşem görünüyor konfor ve tasarım anlayışı çok dengeli. Kimlere tasarlattınız?

Evimi kayınvalidem tasarladı. Kendisine özel bir tasarım ve dekorasyon ofisi var İzmir’de. Aydınlatma, perdeler, döşemeler, duvar malzemeleri,  mobilyaların renklerinde bize çok yardımcı oldu. Örneğin koltukları dengeleyen başka bir renk koltuk kullandık. Yeşil şifa rengidir gibi. Ofisi çok başarılı işlere imza atıyor…

Wilconun muhteşem sıcaklıkta döşendiği evin tasarım ve dekorasyonu leventhome markasına ait…

Son olarak Modoko Lifexclusive okuyucularına hayatlarının yolculuğu olacak şehir ya da mekanı bizler için paylaşır mısın? Her ne kadar artık bizden biri de olsan senin gibi farklı bir gözün görüşü bizim için çok önemli.

Sizinle çektiğim fotoğrafları da paylaşağım ki özellikle Fethiye Kayaköy gerçekten herkesin mutlaka ama mutlaka görmesi gereken bir yer…

Bizimle bu keyifli gezi başlıklarını paylaştığın için öncelikle sana ve bizi sıcacık yuvanızda muhteşem güler yüzü ile ağırlayan Gonca Van Herpen’e ben ve Modoko Lifexclusive ailesi adına da şükranlarımı bildiriyorum…

 

Evin tasarımı 

SOSYAL MEDYA
DİĞER HABERLER
GELECEK SAYIDA
Yukarı Dudullu Mah. Modoko Mobilyacılar Sitesi - Ümraniye/İSTANBUL
2015 © Copyright © Modoko. Tüm hakkı saklıdır. Materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.