DUYURULAR :
  • “ Modoko Life yeni sayısı yayında! Tükenmeden hemen almanızı öneririz. “
  • “ Modoko Life Exclusive D&R'da... “
  • “ Ve Dergimiz 3 Yaşında! “
GERİ DÖN

LA SALLE İÇ MİMARLIK EĞİTMENİ MUSTAFA TİMUR

“Etrafınızda neler var, masa nasıl duruyor,
sandalye yerleri çizmiş mi, kütüphanede kitaplar var
vs. Siz bunu gördüğünüz an, ev yaparken de
etrafınızı gözlemlemeye başlıyorsunuz.”
Bu cümleler gencecik bir eğitmenin sözleri.
La Salle Tasarım Koleji’nin İç Mimari ve Mobilya
Tasarımı konularında deneyimli ve yepyeni
fikirlerle donatılmış sevilen hocası Mustafa Timur
ile dolu dolu bir söyleşi gerçekleştirdik…
 
Kendinizden biraz bahseder misiniz? Bu kadar
genç bir eğitmen bizi çok gururlandırdı.
 
Ben ilkokula 5 yaşımda başladığım için ve ülkemin
sunduğu sistemde hiç takılmadan sınavları geçtiğim
için sektöre çok erken giriş yaptım. Daha sonra tasarım
yarışmalarına katıldım. İki mobilya, bir ambalaj, bir
Kültür Başkenti bir de yetişkinler için oyuncak tasarım
yarışmasından ödülle döndüm ve üniversite hayatımı
tamamladım. O beş ödül, kendi çizimimi aramama
yardımcı oldu. Farklı sektörlerin açtığı yarışmalar
kendinizi zorlamanıza olanak sağlıyor ve bir şekilde
ne kadar verimli olup olamayacağınızı görüyorsunuz.
 
Koleksiyon Mobilya’da başlama süreciniz nasıl
oldu?
 
Mosder’in düzenlediği mobilya tasarım yarışmasından
çıktığım için Koleksiyon Mobilyayla öğrenciyken
temas kurdum. Ben endüstri ürünleri tasarımı çıkışlıyım
bu yüzden biraz daha ürün bazlı ürün ve kullanıcı
bazlı bir eğitimim oldu. Hacim anlamında daha indirgenmiş
bir disiplindir ürün tasarımı. Koleksiyonu bulmam
benim için çok büyük bir avantajdı, mezuniyet
projemdi. Bizde mezuniyet projesi bir firma sponsorluğunda
gerçekleşir. Siz daha sonra projeyi iki ayakta
tamamlarsınız, sektörün ihtiyaçlarıyla okulun ihtiyaçları,
akademik yeniliklerle sektörel realitede bir yerde
gidip gelir. Bizim Koleksiyonla olan çalışma, güzel bir
iş birlikteliğine dönüştü ve Koleksiyon’un sahibi Faruk
Malhan, gerek eğitmen rolüyle, gerek eğittiği insanlara
fırsat yaratması adına benim önümü çok açtı sağ
olsun.
 
La Salle’deki eğitmenlik süreciniz nasıl başladı?
 
Öncelikle Lasalle’in öğrencileri arasında çok güzel bir
bağ kuruluyor. Samimiyet ve özveri öğrencilere de
yansıyor. Öğrenciler birbirlerine çok kenetlenmiş, aynı
ekolün insanları gibi bir bağ kuruluyor ve bu mezun
olduklarında da devam ediyor sektörde. Açıkçası ben
okulun mezunlarından biriyle başka bir projede tanıştım.
La Salle hep duyduğum bir okuldu. O dönem
Dimitri adında bir eğitmenimiz vardı. Çok tecrübeli ve
yıllarını bu mesleğe adamış, eğitmenlik anlamında da
sektörel anlamda da, çok çeşitli işlerimiz vardı. Sağ olsun
bir sohbetimiz sonucunda “Sen de burada çalışmak
ister misin?” dedi. Benim zaten sadece
mobilya tasarımcısı olarak verdiğim bir destek vardı okulumuz
bünyesinde. Sektörde de çalışmaya devam ediyordum.
En başında da dediğim gibi sektörün ihtiyaçlarını,
sektörün gerçeklerini öğrencilere aktarıp hem
onun ilham ufkunu daraltmamaya çabalıyordum. Burası
bir okul, uçman gereken bir yer, ama sen uçuyorsan,
konman gereken engelleri de görmen gerekiyor.
Hatta benim bununla ilgili workshoplarım oluyor. Öğrencilere
engel yaratıyorum ve bu engeli aşabilecek
çözümler üretmelerini istiyorum. Çünkü gerçek budur
ve bu pratiği burada kazandırmak istiyorum.
 
Kişiye özel tasarım eğitimi çok zor değil midir? Bu
pratik yaşamla edinilebilecek bir süreç değil mi?
 
Kişiye özel bir tasarım anlayışı ile iç mimari ayrılıyor.
Çünkü bazı teknik sınırlamalar, duvarları olan ve mekanın
kendi diline ve kendi fonksiyonlarına onu anlatmaya
başlıyor. Doğal olarak kişiye özel tasarım aslında
mimariye ve mekana olan ve fonksiyonu olan bir
özgünlük arayışıyla başlayan bir ihtiyaca ve tasarıma
da dönüşebiliyor. Yani onun bir altyazısı var. Burada
tabi doğal olarak o mekanı okumak amaçlı ve size
verilen sınırları, alanları ve fonksiyonları tanımlamak
amaçlı bazı paralellikleri bir arada almanız gerekiyor.
Çok sağlam bir teknik okuyucu olmanız lazım. Çünkü
size bir proje, iki boyutta geldiği zaman, onun üç
boyutu ve hacimsel algısına sahip olmanız gerekiyor.
Bunun yanında sizden önceki referanslara sahip olmanız
gerekiyor.
 
TASARIM TARİHSİZ BİR HAREKET DEĞİLDİR
Mimarinin oluşturduğu hacimler, sanat ve tasarım
tarihi gibi yorumlamalarla öğrenciye hem malzeme,
hem de buradaki donatıların içini dolduracak bilgiler
veriliyor. Yaşam alanı, bir koza gibidir. Bazen bu koza,
kovana da dönüşebiliyor. Bu yüzden mezun olan iç
mimarın sektöre döndüğü zaman, bu analizleri yapabiliyor
olması lazım. Bir arı kovanı tasarımına da
ihtiyaç duyabilir, çok fonksiyonlu karma fonksiyon
taşıyan bir alanı da elden geçiriyor olabilir. O zaman
onun mimari modüler hale gelmesi, hikayeleşmesi
daha farklı olur. Bir bireyin, kozasını yaparken oradaki
hikaye daha farklı olur. O yüzden “kişiye özel” dediğimiz
hikaye “ihtiyaca ve mimariye özel”, “fonksiyona ve
estetiğe özel” diye kendi içinde dallanmaya başlıyor.
Resme biraz uzaktan bakmak gerekiyor.
 
DEVAMINI DERGİMİZDEN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ...
SOSYAL MEDYA
DİĞER HABERLER
GELECEK SAYIDA
Yukarı Dudullu Mah. Modoko Mobilyacılar Sitesi - Ümraniye/İSTANBUL
2015 © Copyright © Modoko. Tüm hakkı saklıdır. Materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.