DUYURULAR :
  • “ Modoko Life yeni sayısı yayında! Tükenmeden hemen almanızı öneririz. “
  • “ Modoko Life Exclusive D&R'da... “
  • “ Ve Dergimiz 3 Yaşında! “
GERİ DÖN

“Görgüsü ve bilgisi olmayana tekne satmam” Bülent Tatari

Bu yaz da “Tasarım Her Şeydir” dedik ve yaz konseptimizin en sevilen konusu olacağını düşündüğümüz “yat dünyasının” biraz derinliklerine inelim dedik. Ana hedefi insanlara deniz sevgisini aşılamak ve bu sevgiyi hep canlı tutmak olan Tatari Yatçılığın sahibi Bülent Tatari ile denizcilik konusundaki birikimlerini ve tekne kültürüne dair önemli başlıkları konuştuk. Şimdi içinizdeki cesarete merhaba deyin, hem tekne ile tanışın, hem de tasarım dünyamızın zevkli kamaralarında tur atın….

Bülent Bey Kaç yılında başladınız mesleğinizi yapmaya ve bu mesleğe başlamanızı tetikleyen faktör neydi?

İlk satışımı 2007 yılında yaptım, o zaman hobi gibi başlasam da daha sonra öncelikli işlim haline geldi.  1972 doğumluyum, 1978’den beri denizde yaşıyoruz, 1982 yılından beri hep kendi teknem oldu.  Her fırsatta denize çıkardık. Ailede çok denizci var. Sanırım genetik.

 

Kaç markayı temsil ediyorsunuz ve bu süreç nasıl ilerledi?

Şu an 7 markayı temsil ediyorum. Tamamen zevk üzerine giden bir işti aslında. İlk önce çok sevdiğim kayak teknesi ile başladım satışa. Daha sonra ilgiden dolayı balıkçı tekneleri ve son olarak da hep sahip olmak istediğim yelkenlinin Türkiye temsilciliğini aldım. Sadece hep en iyi tekneleri satıyorum, idare eder tekneler ile ilgilenmiyorum, denizde otostop olmaz.

 

Deniz, aynı zamanda yaşaması zor da bir alan değil mi? Bu tutkunun alt yapısından biraz bahseder misiniz?

Daha önce de belirttiğim gibi, gerek babamdan gördüğüm, gerekse ehliyet alırken ve özellikle yelken yarışlarında öğrendiklerimiz bu işin alt yapısını oluşturuyor. Ben alaylıyım desem yeridir. Hala öğrenmeye devam ediyorum. “Bitti, ben artık her şeyi biliyorum” dediğiniz yerde alarm çalar ve başınıza mutlaka bir şey gelir, ne olduğunu anlamazsınız. Denizde şaka olmaz, mütevazı ve saygılı olmak zorundasınız. İşin en doğrusunu oğlum Alp ile yapmaya çalışıyorum. Küçükken optimist ile başlamak önemli. 6 yaşındayken başlamasını istememe rağmen sabrettim ve 10 yaşındayken doğru zaman olduğunu anlayıp “Global Sailing Academy’e” gönderdim ve kursu 1.likle bitirdi. Şimdiden yelkeni, denizi ve tekneyi seven bir insan yetiştirdiğimiz için çok mutluyum. Bu eğitim tabi ki büyüyen tekneler ile devam edecek. 

 

En önemlisi ise görgüdür. Malesef para ile iyi aile olunmadığını hala çözememiş aileler var, etrafınıza saygılı olmak, huzuru bozmamak ve uyum sağlamak zorundasınız. Bu sadece denizde değil, her yerde olmalı. Diyeceğim odur ki en önemli altyapı “GÖRGÜLÜ ve SAYGILI olmak” bir de sabırlı. 

 

Her müşteri tekne sahibi olabilir mi? Yoksa bu bir alt yapı mı gerektiriyor? Teknede yaşamaya dair en önemli başlığınız nedir?

Her müşteri tekne sahibi olmamalı. Burada altyapı olmasa da, kişinin ne istediğini bilip bilmemesi çok önemlidir. En az 3 kişiye tekne satmayıp bir süre kiralamasını rica ve tavsiye ettim. Bir keresinde bir adam fuara gelip, altında 2,03 salma olan, direği fuara sığmadığı için sökülmüş teknemi çok beğendi ve almaya karar verdi. Pazarlığımızı da yaparken, adam eşine “Ne güzel bir motoryat” deyince, ben yelkenli diye gülümsedim ve düzlettim. Adam hala bana teknenin motoryat olduğunu iddia etti. Hanımı uzaklaştıktan sonra kendisine tekne almaması gerektiğini, en az bir sene motoryat ve yelkenli kullanıp, yelken eğitimi alıp, eşi dostuyla gezip tekneyi içine sindirmesini, ondan sonra tekne almasını rica ettim. Bu tip insanlara tekne satarsak, hem denizden soğurlar, hem de kendilerinin ve başkalarının hayatlarını tehlikeye atarlar. Görgüsü ve bilgisi olmayana tekne satmam.

Onun dışında çok faktör var, ne kadar denizde yaşamak isteniyor, marinada mı yaşanacak, yakın yerlere mi gidilecek, yoksa bizim gibi sürekli denizde kalınıp, teknenin bir parçası mı olunacak, bunlar ve bunun gibi birçok soru var.

 

"Ben tekne satmam, yaşam tarzı satarım" 

 

İnsanlar kışın da teknede yaşıyor mu? Bu durum ABD ya da Avrupa’ya oranla Türkiye’de nasıl işliyor?

Benim bildiğim kışın tekede yaşayan çok az insan var, bırakın yaşamayı kışın tekneler unutuluyor. Örnek verecek olursak, benim bildiğim, Çeşme’de sadece kuzenim ve ben, kışın da açılıyoruz. Onun dışında kışın yelken yarışlarına birçok kişi katılıyor ancak Amerika ile hiçbir zaman kıyaslanamayız, onlar için tekne, araba kadar önemli ve olmaz ise olmazı. Tabii bu tip yaşam için önce hükümetin bizimle ilgilenmesi, destek olması gerekiyor. Düşünsenize İzmir’de Karşıyaka’dan Güzelyalı üçgeninde teknem ile gidip, teknemi bağlayacağım minik iskeleler yok! İlla kaptanım olacak, beni bıraksın sonra dönsün! Olacak iş değil, kabul edemiyorum, haykırasım geliyor. Bu örnekler çok.  Daha düşünceli olmalıyız, sadece bu konuda değil, başkalarının istek ve arzularına saygılı olmalıyız. Amerika’da insanların teknelerini indirmesi için asfalt yer yapmışlardı, bizde tekneni indirmek istesen, marinaya gidip bir ton evrak ve para işi ile uğraşırız, sonra neden hala trafiği çözemedik ve neden denizcilikte gelişemedik deriz.



Bizim dergimizin ana konsepti “Tasarım her şeydir” ve bizler teknede tasarımın konforla olan ilişkisini biraz sizden dinlemek istiyoruz.

 

Tekne ufak bir alan olduğu için aslında içinde mucizevi tasarımlar içerir. Her boşluk mutlaka değerlendirilmiştir ve erzağınızı, yedeklerinizi doldurabileceğiniz yer mutlaka vardır. Bir de düşünün, milletçe büyük evlerde yaşamaya alışığız, ve tekne küçük. Dolayısıyla bu küçücük alanda hem konfor, hem de kullanım kolaylığı olmak zorunda. Seri üreticiler bu işi çok iyi çözmüş durumdalar. Özellikle Amerika’lılar konfor ve güvenlikten ödün vermiyorlar. 

 

Bir de ne istediğini bilen müşteriniz varsa harika tabii. Geçen hafta bir müşterimle beraberdim, tek tek ne istediğini anlattı ve bu değişiklikleri fabrikaya ilettik, sonuç muhteşem olacak gibi duruyor. Yani konfor, biraz da ne istediğinize bağlı. Mesela yelkenli teknede konfor istiyorsanız ana yelken arabasının yukarda olması, kıç ıstıralya olmaması gibi… Dediğim gibi teknenin modeli ve kişinin istekleri ön planda olmak zorunda. 



İtalya ve Türkiye tekne konusunda iyi birliktelikleri olan iki ülke mi, yoksa İtalya’nın çalışma disiplini anlayışını düşünecek olursak henüz aşılmaz engellerimiz var mı?

 

İtalya ve Türkiye tekne konusunda birliktelikleri olan 2 ülke. Ancak onlar marketingi çok iyi çözmüş durumdalar. Laf aramızda bazı işe yaramaz tekneleri çok iyi pazarlayıp deli gibi satıyorlar. Onların çalışma disiplini bizde fazlasıyla var ancak bizde iç talep olmayınca küçük teknelerde, onlar gibi seri üretime geçemiyoruz. Yoksa çok daha iyi tekneler üretiyoruz ve çok daha disiplinliyiz. Hükümetimizden bu konuda destek görmeliyiz.

 

Bir tekne kısıtlı bir yaşam alanını ifade ediyor mu?  Konfor ve mobilya tasarımının da belirli bir dili var mı?

 

Teknede yaşam alanınız eve göre daha kısıtlı ancak daha cozy (rahat) bir ortam var. Konfor ve güvenlik ön plandadır. Tasarım genelde daha yuvarlak hatlı ve daha küçük ölçülerde kendini gösteriyor. Minik yerlerden geçerken çarpmayın diye yuvarlak hatlar mevcut ve her koltuğun, minderin altı saklama alanı ve her masa, her an yatak olabilecek şekilde tasarlanır.

 

En çok tercih edilen modelleriniz neler? Sizin gönlünüzde yatan aslan hangisi?

En çok yelkenli tekneler tercih ediliyor. Benim gönlümde yatan kıza sahibim zaten (40 feet Hunter) Bir de Hateras 45’e hayır demezdim hiçbir zaman. Tabii bir de Wahoo RX var. Gördüğünüz gibi bir yelkenli, bir motoryat ve bir hızlı rib ile muhteşem üçlü oluşabiliyor. Bunlardan ikisi sizde olsa (Biri yelkenli olacak şart) başka bir şey hayatta istemezsiniz. Arabada da böyle bir listem var, bir Jeep, bir Cabrio ve bir sedanı olmalı bir insanın.

3 kişilik bir aile düşünün ve teknede yaşamaya karar verdiler bu teknenin kendi maaliyeti dışında ne gibi masraf kalemleri oluyor?

Teknenin marinada bağlama maliyeti, hangi malzemeden yapıldıysa ona göre belirli zamanlarda karaya çekip altını boyama, motor bakımı, halat yenilenmesi ve bitmeyen bir usta listesi oluyor. Bu mustakil  evde yaşamaya benziyor, hidrafor bozulsa siz ilgileneceksiniz, motor bozulsa gene siz, jenaratör ya da klima ne bozulursa bozulsun hep siz ilgileneceksiniz, dolayısıyla teknenin opsiyon listesiyle çok alakalı masraf konusu.

Ancak inanın bana korkutucu bir liste değil bu, üstelik bir çocuğun kişiliğinin en iyi oluşacağı yer bence denizdir.

Teknede bugüne kadar tasarıma dair en inovatif çalışma hangisiydi ve hangi modelde idi?

Sattığımız bir Hatteras 45’de ilave bir wc ve kaptan yatağı projelenirken, harika bir tasarım ve gizli bir yatak ürettiler. Benim için çok basit de olsa müşterimin isteğini karşılayabildiğim için çok mutlu olduğum bir gündü.

Bu keyifli ve samimi sohbet için size çok teşekkür eder “Pupa Yelken” diyoruz...

SOSYAL MEDYA
DİĞER HABERLER
GELECEK SAYIDA
Yukarı Dudullu Mah. Modoko Mobilyacılar Sitesi - Ümraniye/İSTANBUL
2015 © Copyright © Modoko. Tüm hakkı saklıdır. Materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.